24 Şubat 2017 Cuma

Vazgeçiş


  Sessiz sakin adımlarla boş bir caddede ilerliyordu. Sağda solda dükkanların tabelalarından yüzüne yansıyan kırmızı renkteki leon ışıklardan rahatsızdı. Derin bir iç çekti. Bu iç çekişlerin sonu hep vazgeçişlerinin başlangıcıydı. Onun, vazgeçişi barındıran güzel bir geçmişi vardı.

  Güzeldi, çünkü Suna'ydı.

  Birinin onu takip ettiği hissine kapıldı. Adımlarını hızlandırarak ardına baktı, kimse yoktu. Hep böyle hissederdi. Bir şeyleri düşünürken sanki birileri hep düşüncelerine kulak veriyormuş gibi. Bazen düşünmekten sakınırdı, Suna'nın güzelliğini kimse fark etmemeliydi. 

  Kimseyi görmemenin verdiği rahatlıkla yavaşladı. Vazgeçişlerini anımsadı. Her seferinde inadına vazgeçtiği Sunayı anımsadı. 

Eli eline değdiğinde, kalbinin yerinden çıkarcasına attığını hissederek vazgeçmişti Sunadan.
Otobüsle on dakikada varacağı yolu, belki Sunayı görürüm düşüncesiyle, bir saat boyunca rüzgar yüzüne çarpa çarpa yürürken vazgeçmişti.
Suna'nın söylediği tüm kelimeleri, verdiği tüm sözleri, kafasında her gün tekrarlayarak vazgeçmişti.
Gözlerine uzun uzun bakabilmek için gözlerini ararken vazgeçmişti.
Bir insan kaç kere vazgeçebilirdi bir insandan?
Hissettiği bütün belirsizliklerin arasına şimdi bir de bu girmişti. Bilmiyordu. İnsan her defasında vazgeçiyordu, bilmiyordu;
İnsan her vazgeçişinde yeniden tutunuyordu.
Bu hissi ilk defa hissetmiş gibiydi. Kısır bir döngünün arasında kaybolmuştu. Bu duruma endişelenerek adımlarını hızlandırdığının farkında bile değildi.

  Hayatı boyunca vazgeçtiği şeyleri düşünmeye başladı. İnsan bir şeyleri aramaya başladıkça kayboluyordu. Aramanın sonu bulmak olmalıydı. Kaybolmak, yoruyordu.

Çocukken bir mağazada gördüğü uzaktan kumandalı arabayı annesi almayacağını söyleyince vazgeçtiğini hatırladı.
Tercihlerine yazdığı bir liseden, çok yakın bir arkadaşıyla bir arada olmak için vazgeçip sildiğini hatırladı.
Üniversitede bütün derslerinin çok iyi olmasına rağmen hocasından hoşlanmadığı bir dersten vazgeçip kaldığını hatırladı.
Unutulmayacak şeyler yaşamamıştı, hepsini sadece hatırladı; bunlar gibi birçok şeyi. Bütün vazgeçişleri ya bir eşyayı ya da bir hissi barındırıyordu. 

  Bir insandan vazgeçmeye çalışmamıştı hiç.

  Adımları durdu. Bulmuştu. Kaybolmuştu belki ama, bulmuştu. 

  İnsan; iki hece, bir dünya. Ve dünyadan vazgeçmek için dünyanın senden vazgeçmesi gerekir. Ölüm de öyle değil midir? Senin her adımında dünyadan vazgeçme isteğine rağmen eninde sonunda dünya senden vazgeçtiğinde biter hayat. Ölüm kucaklar. 

İnsan; iki hece, iki kelime 
vazgeçme ve umut etme.
Suna onu sevmiyordu, bunu her defasında hissediyordu. 
Suna'dan vazgeçmeliydi.

Suna; iki hece, binlerce umut.
Vazgeçmişti.
Durduğu yerde çakılı kalmış gibi hissetti. Vazgeçişlerini hiç açmamalıydı. Derin bir nefes aldı, sessiz sakin adımlarına geri döndü. İçindeki bu çatışma hiç bitmeyecekti; ancak yolun bitmesi gerekirdi, hava soğumuştu.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder