Rüzgarın kirpiklerime deyişini hissediyorum.Nefes verirken çıkardığım o garip sesi...
Ne garip insan dibe en yakın olduğu yerde tüm varlığından haberdar oluyor ancak.
Şimdi varlığımın ağırlığıyla , yutkunduğumda
boğazımda hissettiğim o yumruyla yaşıyorum.Yaşadığımı en acı gerçeklikle hissediyorum.
Genelde çok güler çok şey gizlerim ve genelde
hep böyle insanların derdi kendine büyük gelir.Derdimizin büyüklüğü falan değil aslında acıtan , düşüncelerimizin ağırlığı...
Siz hiç kanadı kırılan bir kuşa ağladınız mı ? Yada yolda öyle yürürken hiçbir şey olmamışken henüz bu yoldan yalın ayak geçen onca
çocuğun bastığı yerlere basıp da acıdı mı içiniz ? Siz hiç en mutlu anınızda mutsuzlara içtiniz mi ? ...
Ben ve benim gibiler bu yüzyılın her acıyı kafasında hisseden insanlarıyız.Hani bi söz var ya , hayat bize mutlu olma şansı vermedi
çünkü biz afrika da aç kalan çocuğa da ,komşusu olduğumuz o kimsesi olmayan amcaya da üzüldük.
Hiç bağıra çağıra ağlamadım , kırıp dökmedim etrafı hiç.İçinde yaşamak oysa nasıl acıtır bilir misiniz?
Hiç öyle kendi derdime yanmadım , yanamadım...Başkasının derdi bana hep daha önemli geldi bu sencillik duygusu
içimizi kemirdi...Kederin lüksü olur mu hiç , ben kendi derdime lüks dedim gözyaşlarımı kahkalarıma kattım yola devam ettim.
Ben en fazla bi kendi özlemime ağladım.Çocukluğuma özlemim , okuldan eve gelip sokağa çıkmaktan
başka istediği hiçbir şey olmayan çocuğa , bazen bir adama ,bir duyguya olan özlemim.
Ben yoruldum özlerken , özlediklerim yorulmadı.Siz hiç kendinizi özlediniz mi? Ben en çok da kendimi özlüyorum.Eskidendi kelimesi kadar acı verici bir kelime yoktur hayatımda.Eskiden gülerdim eskiden takmazdım eskiden eskiden...Ben eskiden ben olmanın doruklarındaydım sonra bir şey oldu! Sanırım biz ona büyümek diyoruz.Ve evet biz büyüdük ve kirlendi dünya...Bu yaşam ibaresi ne ile tanımlanır bilemiyorum.Bu yarıda kesilmiş bir mutluluk , bu o nadir rastlanılan kalabalığın uzun sessizliği.Bu başka...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder