16 Mayıs 2015 Cumartesi

Yokum

Her adımda başa dönüyormuşum gibi bir his. Bakın, diyorum işte; insan olmak gerçekten zor. İki yılı geçti ben kendimi aramaya başlayalı.
İnsan olmadığımı fark edip insan olmak için çabalamaya başlayalı iki yıldan fazla oldu. Hiç mesafe kat edemedim. Çevremin oluşturduğu benden sıyrılıp gerçek ben'e bir adım yaklaşmadım. İki yıl mı dedim? Şimdi düşünüyorum da kendimi bildim bileli kendimi bilmiyorum. Ya bu saçma oldu. Kendimi zaten bilemedim de, az çok çevreyi izleyip anlamlandırmaya başladığımdan beri kendimi arıyorum, kendimi de anlamlandırmaya çalışıyorum. Ama yok. Kendime anlam veremiyorum. Belki de bu yüzden az okuyup çok yazıyorum. Kendimi okumam lazım, o yüzden kendim yazmam lazım. Çok uzun zaman oldu kendimden başkasını okumayalı. Ama kim yazıyor, kim okuyor? Okuyanla yazan farklı olunca yazan başka şey kastediyor, okuyan başka şey anlıyor. Herkes bir şeyler anlıyor da ben kendimi anlamıyorum. Öyle işte. Bunu düşündükçe canım sıkılıyor. Ben de kaçıyorum. Kendimden kaçıp aşkın uzak kollarına sığınmaya çalışıyorum. Başka biri oluyorum sonra. Bir şair olup insanların yüreğine dokunuyorum. Bilmiyorlar ki onların hayran kaldıkları bu şiirleri yazan ben değilim, onları hisseden de ben değilim. Ben kendinde kaybolmuş, kendini arayan bir seyyahım; şiirleri kim yazıyor bilmiyorum. Bir şair içimde yaşıyor. Belki bu kadar uzak hissettiğim gerçek ben odur. Belki de ben hiç olmamışımdır, sadece insanların içlerinin bakışlarındaki tezahürüyümdür, başka bir görevim yoktur hayatta. Varsa da kaldıracak gücüm yok zaten.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder